15 Mayıs 2022 tarihinde bir basın toplantısı düzenleyen Mısır Başbakanı Mustafa Madbouly, Mısır’ın son yüzyılın en kötü ekonomik krizini yaşadığını açıkladı. Madbouly, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın Mısır ekonomisine emtia fiyatlarında yaşanan ani artış sonucu 130 milyar pound (7,1 milyar dolar), buğday ve faiz oranlarında yaşanan artış sonucu ise 205 milyar pound (11,2 milyar dolar) düzeyinde bir mali yük getirmesini beklediklerini dile getirdi. Bakan Madbouly son olarak ise ülkenin ihtiyacı olan sıcak paraya ulaşabilmek amacıyla devlete ait varlıklardan bazılarının doğrudan satılacağı bazılarının (Askeri bağlantılı şirketler) ise Mısır Borsa’sında yabancı ve yerel yatırımcılar için listeleneceği açıkladı.1 Mısır Merkez Bankası Başbakanı da savaşın bir sonucu olarak Mısır’dan sıcak para çıkışı olduğunu (~10-20 milyar dolar arasında2) ve döviz likidite hacminde yaşanan sert düşüş sonucunda Mısır poundunun %17 düzeyinde devalüe edildiğini belirtti.

Mısır, COVID-19 pandemisinin ve devam eden Ukrayna savaşının etkileri nedeniyle ciddi bir ekonomik ve mali krizle karşı karşıya kaldı. Gıda, petrol ve enerji fiyatlarındaki artış, uygulanan verimsiz ekonomi politikalarıyla birleşerek Mısır halkını derinden sarstı. Bu durum akıllara 2011 yılında yaşanan Mısır ayaklanmasına benzer başka bir siyasi ve sosyal kargaşa ortamının yeniden yaşanma ihtimalini getirdi. Çıkar yol olarak yeniden IMF’nin kapısını çalan Mısır’ın imdadına bir kez daha Körfez ülkeleri yetişti. Körfez ülkeleri, Mısır’a ihtiyaç duyduğu anda her zaman destek olmaya hazır olduklarını göstererek ülkenin Ukrayna’daki savaşın etkileriyle başa çıkmasına yardımcı olmak için 22 milyar dolarlık yardım sözü verdi.3

Mısır’da Gerçekten Tek Sorun Uluslararası Krizler Mi?

Mısır ekonomisi, sadece uluslararası krizler nedeniyle bir çıkmaza girmedi. Yüksek maliyetli ancak düşük kârlı mega projeler, yüksek kamu borcu ve dış borç, yüksek faiz oranları, ordunun ekonomiye erişimi ve aşırı silahlanma gibi faktörlerin etkisi ile zaten yıllardır çok kırılgan olan Mısır ekonomisi, uluslararası krizlerin de etkisi ile bir çıkmaza girdi.

Sisi, cumhurbaşkanı olduğu 2014 yılından bu zamana sağlık ve eğitim gibi halka hizmet edecek projeleri finanse etmek yerine yalnızca seçkinlere hizmet edecek büyük projeleri finanse etmeyi tercih etti. Ekonominin canlanması için gerekli olarak lanse edilen mega projeler, Mısır ordusuna ekonominin farklı yönlerine katılma imkânı, rejim destekçilerine maddi güç ve yardımların konsolidasyonu olarak bir araç görevi gördü. Ordu, yer aldığı projelerin sayısını her geçen yıl daha da artırarak ekonomi üzerindeki kontrolünü derinleştirme imkânı buldu ve ekonomik erişimini artırdı. Dikkatleri üzerine çeken bu duruma yönelik 2017 yılında IMF “Savunma Bakanlığı’na bağlı kuruluşların projelere katılımıyla iş yaratma ve özel sektör gelişiminin engellenebileceği” yönünde bir uyarı raporu dahi yayınladı.4 Ancak Sisi, ordunun özel sektöre kıyasla mega projeleri daha hızlı teslim ettiğini dile getirerek ordunun ekonomiye katılımının devam edeceği yönünde mesajlar verdi.5 Keza öyle de oldu.6

Sisi’nin mega projelerinde en dikkat çekenler 50 milyar dolara mal olacağı bildirilen Yeni İdari Başkent Projesi (New Administrative Capital), 23 milyar dolara mal olacağı bildirilen yüksek hızlı tren projesi, 25 milyar dolara mal olacağı bildirilen bir nükleer santral ve 8,2 milyar dolara mal olan Süveyş Kanalı’nın genişletilmesi projesidir. Sisi hükümetinin bu zamana kadar kaç tane proje açıkladığı bilinmiyor ancak 2020 yılında yayınlanan bir hükümet raporuna göre bu projelerin toplam maliyeti şimdiden 6 milyar pound yani 328 milyar dolara ulaştı.7

Sayısı bilinmeyen ancak nihai olarak Mısır sermayesini tüketen yatırımların finanse edilmesi için dış kredilere yönelen Mısır hükümeti, 2015 yılında 48,1 milyar dolar dış borç ile çıktığı yolda 2021 yılı sonunda 145,5 milyar dolar borca ulaştı.8 2015 yılında dış borcunun %37,7’sini başta Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt olmak üzere Arap ülkelerine, %25,5’ini de uluslararası kuruluşlara borçlu olan Mısır’ın 2021 yılı sonunda Arap ülkelerine olan borçluluk oranı %17’ye gerilerken uluslararası kuruluşlara borcu %36,6’ya yükseldi. Geçen zamanda iç borç da dış borca paralel bir şekilde artış göstererek 2021 yılı sonunda 269 milyar dolar seviyesine ulaştı. 2019 yılında devlet borcunun GSYH’ye oranı %84,2’ye kadar gerilese de 2021 yılı sonunda yeniden %93,5 düzeyine ulaştı.9 Mısır uluslararası standartlara göre dış borcunun GSYH’ye oranı (%33,2) ile güven veren ülke olarak kabul edilse de toplam borcun GSYH’ye oranı (%93,5) ile güven limitlerinin bir hayli üstündedir.

Aynı zamanda Mısır, yabancı yatırımcıya yüksek faiz oranları sunarak ikincil bir finansallaşma yaratmayı yani sıcak paraya ulaşımını kolaylaştırmayı tercih etti. Yüksek faiz oranları karşısında yabancı yatırımcılar ülkede uzun vadeli verimli projelere yatırım yapmak yerine hızlı ve kârlı bir yatırım olarak görülen portföy yatırımlarına yöneldi. Yabancı yatırımcılar için oldukça kârlı olan portföy yatırımları, Mısır ekonomisinin bir faiz döngüsüne girmesine neden oldu.

Son olarak Sisi hükümeti kesin değeri bilinmese de ülkeyi dünyanın en büyük silah ithalatçılarından biri yaptı ve silah ithalatına milyarlarca dolar harcayarak hazineye baskı uyguladı. Yıllar itibari ile halka yaptığı gıda ve enerji sübvansiyonlarını azaltma yoluna giden Mısır hükümeti, SIPRI verilerine göre 2015-2020 yıllarında 2010-2015 yıllarına kıyasla silah ithalatını %136 düzeyinde arttırdı.10 Bu artışta Rusya, Fransa, İtalya, Almanya ve ABD gibi ülkelerle yaptığı düzinelerce askeri anlaşma etkili oldu.

Mısır’a Körfez Yardımları

Tarihsel olarak Körfez ülkeleri Mısır’ı mali sıkıntılardan kurtarma konusunda her zaman başrolde olmuştur. Körfez ülkeleri, özellikle 2011 yılında gerçekleşen Mısır Devrimi sonrasında Mısır ekonomisinde gerek işveren ve yatırımcı gerekse de bağışçı olarak yer aldı. Kuveyt’te yayınlanan Al- Qabas gazetesi 2019 yılında yapmış olduğu bir haberde Mısır Merkez Bankası’ndaki ismi açıklanmayan bir yetkilinin ifadelerine göre Körfez ülkelerinin 2011’den bu yana Mısır’a 92 milyar dolar tutarında yardımda bulunduğunu yazdı. Haberde Körfez ülkelerinin Mısır’a sağladığı desteğin hibe, kredi ve faizli mevduatlardan oluştuğu ve Suudi Arabistan’ın 8 milyar dolar, BAE’nin 6 milyar dolar ve Kuveyt’in 4 milyar dolar mevduat sağladığı yer aldı. Bunların yanında Mısır’ın petrol alımlarını finanse etmek amacıyla Suudi Arabistan’ın 23,5 milyar $ ve BAE’nin 8,6 milyar $ düzeyinde kredi imkânı sunduğu belirtildi.11

Ve yine 2022 yılında Rusya-Ukrayna savaşının etkileri ile mali bir krizle karşı karşıya kalan Mısır, Körfez müttefiklerinden 22 milyar dolar tutarında bir destek aldı. Mısır’ın ekonomik krizden kaçınmasına yardımcı olmak için deyimi yerindeyse sıraya giren Körfez ülkelerinden Suudi Arabistan tarihi sağlam tahvillerin ve yakın iş birliğinin bir parçası olarak Mısır Merkez Bankası’na 5 milyar dolar yatırdığını ve Mısır’ın sağlık, eğitim, tarım ve finans sektörlerine 10 milyar dolar düzeyinde yatırım yapacağını açıkladı.12 BAE Abu Dabi varlık fonunun da halka açık şirketlerde Mısır devlet hisselerini satın almak için 2 milyar dolar ayırdığı belirtildi.13 Bu açıklamanın üstünden çok zaman geçmeden BAE varlık fonu, Mısır’ın Ticari Uluslararası Bankası’nın %18’e varan kısmının yanı sıra Abu Qir Fertilizers, Misr Fertilizers, Fawry, ve Alexandria Containers hisselerini satın aldı. Ardından Katar ve Mısırlı yetkililer arasında 29 Mart tarihinde gerçekleşen toplantı sonucunda iki ülke arasındaki iş birliğini geliştirme çerçevesinde, toplam değeri 5 milyar dolar olan bir dizi yatırım ve ortaklık anlaşması yapıldığı açıklandı.14 Tüm bunlara ek olarak Enterprise Press tarafından BNP Paribas’ın Suudi Arabistan ve Kuveyt’in 5 milyar dolar değerinde Mısır’a ek bir destek verebileceğine dair bir çalışma yayınladığı belirtildi.15 Bu yardımlar neticesinde Körfez ülkelerinin Mısır’a son on yılda yaptığı yardımların boyutu 114 milyar dolara16 ulaşmış oldu.

Körfez Yardımları Mısır’ı Gerçekten Kurtarabilir mi?

Elbette ki hayır. Körfez yardımları, Mısır için sadece suni bir yaşam desteği görevi görüyor. Belirli Körfez ülkelerinden Mısır’a yapılan yardımlar, kronik sorunlara çözüm olmaktan çok uzak ve Mısır için sadece zamanlaması belli olmayan ancak kaçınılmaz olan ekonomik krizden kaçmasına yardımcı oluyor. Çünkü Körfez ülkeleri yardımları ile kanayan Mısır ekonomisini sürdürerek Mısır’ı istikrara kavuşturmayı hedeflese de Mısır hükümeti, ülkeyi uzun vadede destekleyecek sürdürülebilir bir ekonomik sistem geliştirmek yerine kısa vadeli faydalı olmayan ekonomi politikalarını tercih ediyor. Dolayısıyla hükümet ülkenin borç bataklığına saplanmasını göze alıyor.

Mısır, önümüzdeki yıllarda da dış finansman ihtiyacına sahip olmaya devam edecek gibi gözüküyor ancak Körfez ülkeleri küresel piyasalarda başlayan sıkılaşma fırtınası ile bu ihtiyaca geçmişteki gibi hızlı bir şekilde cevap verebilecek mi orası tam bir muamma.

***

Mısır’ın ekonomik sorunlarının çözümü sadece kendisindedir. Yaklaşık 103 milyon nüfusa sahip olan Mısır’da sürdürülebilir bir büyüme için kamu harcama verimliliğinin artırılmasına, özel sektörün potansiyelini ortaya çıkaracak reformalar yapılmasına, yatırımcılar için Mısır’ı daha çekici hale getirecek bir iş ortamının oluşturulmasına yani iş yapma kolaylığının sağlanmasına, modern ve şeffaf kurumların inşa edilmesine (hesap verilebilirlik ve iyi yönetişiminin teşvik edilmesi gibi), küçük ve orta ölçekli firmaların krediye erişiminin artırılmasına ve hesap penetrasyonunun artırılması gibi adımlar için finansal sistemin daha iyi çalışmasının sağlanmasına (15-24 yaş arası Mısırlıların %9,7’si ve +25 yaş üstü Mısırlıların  ise sadece %37’si bir finans kuruluşunda veya mobil para hizmeti sağlayıcısında hesaba sahip17), daha yüksek katma değerli ve ihracata yönelik faaliyetlerin artırılmasına ve son olarak tedarik zincirini ve üretim kapasitesinin güçlendirmesine ihtiyaç vardır.