Donald Trump, birinci başkanlık döneminden itibaren benimsediği Önce Amerika söylemi doğrultusunda, küresel çok taraflılık anlayışına dayalı ilişkiler yerine ABD’nin ulusal çıkarlarını merkeze alan bir dış politika yaklaşımını öne çıkarmıştır. Trump, 20 Ocak 2025’te başlayan ikinci başkanlık döneminde de bu söylemi sürdürerek, agresif ve sert bir dış politika çizgisi izlemeye devam etmektedir. Bu tutum, Trump yönetiminin 2025 yılı içerisinde Afrika kıtasına ve Afrika ülkelerine yönelik politikasına da belirgin biçimde yansımıştır. ABD Başkanı Kıdemli Afrika Danışmanı sıfatıyla hareket eden, Trump’ın kızı Tiffany’nin kayınpederi Lübnan asıllı iş insanı Massad Boulos, söz konusu politikada belirleyici roller oynamıştır.

Bu bağlamda, Trump yönetiminin 4 Kasım 2025’te yayımladığı ve Trump’ın “Yaptığımız her şeyde önce Amerika’yı koyuyoruz” ifadesiyle başlayan ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi, 2025 yılı Amerikan Afrika politikasını retrospektif olarak ele almak için önemli bir analitik çerçeve sunmaktadır1. Buradan hareketle bu yazı dizisi, “Önce Amerika Söylemi Çerçevesinde Trump Yönetiminin Afrika Politikaları” başlığı altında; “yardım değil, ticaret” söylemi, Afrika ülkelerinin güvenliğinin Amerikan çıkarları temelinde yeniden kurgulanması, Afrika’nın ABD iç siyasetinde araçsallaştırılması ve geleneksel Amerikan güvenlik yaklaşımlarının Afrika’da sürdürülmesi gibi temalar üzerinden ABD’nin 2025 yılı içerisinde Afrika’ya yönelik izlediği politikaları değerlendirmeyi amaçlamaktadır.

Yardım Değil Ticaret Söyleminin ABD’nin Afrika Politikasına Etkileri

“Amerika Birleşik Devletleri, Afrika ile ilişkilerinde geleneksel yardım odaklı yaklaşımdan uzaklaşarak ticaret ve yatırım merkezli daha sürdürülebilir ve karşılıklı çıkar temelli bir ilişki modeline geçmeli”. Bu ifade, Trump yönetiminin 2025 Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nin Afrika bölümünün ilk paragrafında geçmektedir. Bu perspektifle hareket eden Trump, 20 Ocak 2025’teki yemin töreninin hemen ardından imzaladığı “Amerika Birleşik Devletleri Dış Yardımlarının Yeniden Değerlendirilmesi ve Yeniden Düzenlenmesi”2 başlıklı Başkanlık Kararnamesi ile Amerikan Afrika politikasının yeniden yapılandırılmasına yönelik kritik bir adım atmış oldu. Zira ABD dış yardımlarının önemli bir bölümü uzun yıllardır Afrika kıtasına yönlendirilerek kıtanın siyasal, toplumsal ve yönetişim süreçlerini etkilemek için kullanılmaktadır.

Bu bağlamda, kararnameyi takiben Trump yönetiminin, 28 Mart 2025’te Amerikan dış yardımlarını koordine eden USAID’in tasfiyesine gitmesi, Amerikan yardımlarından yararlanan birçok Afrika ülkesinde sağlık ve gıda güvenliği gibi alanlarda bazı boşlukların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Özellikle HIV/AIDS, sıtma ile anne–çocuk sağlığı alanlarındaki hayati önem taşıyan Amerikan destekli sağlık programlarının askıya alınması, kırılgan sağlık sistemleri üzerinde baskılar oluşturmuştur. Bu etki, Güney Afrika, Kenya, Uganda, Tanzanya, Etiyopya ve Nijerya gibi farklı Afrika ülkelerinde farklı düzeylerde hissedilmişti.

Dış ve iç kamuoyundan gelen eleştirilere rağmen Trump yönetimi, Afrika’da Amerikan yardım angajmanlarını sonlandırma konusunda kararlı bir tutum sergilemiştir. Bunun yanı sıra, Amerikan yardımlarının Afrika’da uzun süredir belirli ideolojik yönelimlerine eleştirel yaklaşan çevreler ise, Trump yönetiminin yardımlara ilişkin söylem ve tutumunun bütünüyle olumsuz değerlendirilmemesi gerektiğini savunmaktadır. Bu çevrelere göre, Amerikan yardım politikalarının çoktan beri sorgulanması ve yeniden yapılandırılması gerekiyordu. Ancak, yer yer yardımların Önce Amerika söylemi doğrultusunda yalnızca Amerikan stratejik öncelikleriyle örtüşen sınırlı sayıdaki ülkeye tahsis edileceğinin açıkça vurgulanması, Trump yönetiminin ideolojik söylemi geri plana itse de, yardımları zaman zaman Afrika ülkelerine yönelik bir pazarlık aracı olarak kullanmaya devam edeceğini göstermektedir. Nitekim Trump yönetimi, Güney Sudan örneğinde olduğu gibi, yardım paketlerini ABD’den sınır dışı edilmesi planlanan -üçüncü ülke vatandaşları dahil- göçmenlerin kabulü gibi doğrudan siyasi koşullara bağlamaya çalışmıştır.

Trump yönetimi, yardımları siyasal yönlendirme aracı olarak kullanma eğiliminin yanı sıra, 2025 ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nde de açıkça belirtiği üzere, Amerika Birleşik Devletleri’nin Afrika’nın zengin doğal kaynaklarını ve ekonomik potansiyelini harekete geçirebilecek yatırım ve ticaret odaklı çalışmalar yürütmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu doğrultuda. Yönetim, 2025 yılı içerisinde Afrika ile ticaret ve yatırım alanlarında dikkat çekici girişimlerde bulunmuştur. Örneğin, Trump tarafından 1 Nisan 2025’te kıdemli Afrika danışmanı olarak atanan Massad Boulos, 22–25 Haziran 2025 tarihleri arasında Angola’nın başkenti Luanda’da düzenlenen 17. ABD–Afrika İş Zirvesi’nde Washington’un “yardım değil, ticaret” şeklindeki yeni yaklaşımını açık biçimde vurgulamıştır. Aralarında 12 Afrika devlet başkanının da bulunduğu ve onlarca Afrikalı kamu ile özel sektör temsilcisinin yer aldığı Afrikalı heyetler de, ABD–Afrika ilişkilerinin geleceğinin karşılıklı çıkarlar temelinde şekillenmesi gerektiğini dile getirmişlerdir. Bu çerçevede, ABD heyeti ile farklı Afrika ülkelerinin temsilcileri arasında ticaret, yatırım, enerji, dijital altyapı ve lojistik gibi sektörlerde milyarlarca dolarlık ön anlaşmalar imzalanmıştır. Ancak yapılan anlaşmaların büyük bir bölümünün, Afrika ülkelerinin yapısal ihtiyaçları ve egemenlik hassasiyetlerinden ziyade, ABD ve Amerikan şirketlerinin ekonomik ve stratejik çıkarlarını merkeze aldığı görülmektedir.

Trump yönetiminin Afrika ile ticareti geliştirmeye yönelik ikinci hamlesi ise, 9–11 Temmuz 2025 tarihleri arasında Trump’ın Beyaz Saray’da Gabon, Gine-Bissau, Liberya, Moritanya ve Senegal liderlerini ağırlamasıyla ortaya konmuştur. Trump, görüşmeler sırasında özellikle bu ülkelerin ekonomik potansiyeline vurgu yaparak, yeni ekonomik ve ticari fırsatlar oluşturma arzusunu dile getirmiştir. Afrikalı liderler de doğal kaynaklar ve ticari imkânlara dikkat çekerek, ABD ile somut ekonomik ortaklıklar geliştirme yönündeki beklentilerini ifade etmişlerdir. Ancak bu liderler zirvesinde, ABD’nin Afrika ile ilişkilerini ticaret ve ortak ekonomik çıkarlar temelinde yeniden tanımlamaya yönelik tutarlı bir yol haritası görülmemiştir. Bu nedenle, birçok analist, Trump yönetiminin yaklaşımının ağırlıklı olarak ABD’nin kısa vadeli küresel çıkarlarına odaklandığını, tutarlı ve uzun vadeli bir stratejik çerçeveden yoksun olduğunu vurgulamaktadır.

Bununla beraber, 2025 ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi, Trump yönetimin, Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne katıldıktan sonra geçen yaklaşık yirmi beş yıllık süreçte, Afrika’da ticaret diplomasisini stratejik bir araç olarak kullanmasından etkilendiğini ortaya koymaktadır. Belgede Amerikan diplomatlarına, görev yaptıkları ülkelerde ticari fırsatları tespit etmeleri ve bu fırsatları ABD hükümeti ile Amerikan özel sektörüne aktarmaları yönünde açıkça talimatlar verilmektedir. Sonuç olarak, Trump yönetimi, her ne kadar Afrika ile ticaret ve yatırım konusunda tutarlı bir plana sahip olmadığı gözükse da, bu konudaki niyetini söylem ve pratik adımlarla görünür kılmaktadır. Bu bağlamda, sonradaki yazıda, yönetimin Afrika’da güvenliği -yatırım ile ticaret yoluyla- Amerikan çıkarlarına bağlı olarak nasıl yeniden kurgulamaya çalıştığı -Kongo, Sudan ve Libya örnekleri üzerinden- ele alınacaktır.